Gratis Versand ab 14,99 €. Mehr Infos.
Bookbot

Ahmet Ümit

    30. September 1960

    Ahmet Ümit ist einer der bekanntesten zeitgenössischen türkischen Autoren, der besonders für seine Meisterschaft im Krimi-Genre gefeiert wird. In seinen Bestseller-Romanen und Kurzgeschichtenbänden taucht er tief in die Psyche seiner gut ausgearbeiteten Charaktere ein und spinnt fesselnde Geschichten über Mord und politische Intrigen. Ümit schöpft aus dem einzigartigen politischen und historischen Hintergrund seiner Heimat, um Werke zu schaffen, die sein tiefes Verständnis der türkischen Gesellschaft widerspiegeln. Sein Schreiben zeichnet sich durch packende Handlungen und scharfe Einblicke in die menschliche Natur aus.

    Ahmet Ümit
    50 Finds From Kent
    Das Derwischtor
    Nacht und Nebel
    Patasana
    Die Gärten von Istanbul
    Das Land der verlorenen Götter
    • Das Land der verlorenen Götter

      Kriminalroman

      • 576 Seiten
      • 21 Lesestunden

      Ein atemberaubender Krimi zwischen Berlin und Anatolien, der Archäologie und Mythologie verbindet. Ahmet Ümit haucht mit seinem gefeierten neuen Roman den alten Mythen im Schatten des Zeusaltars und des Pergamontempels neues Leben ein und zeigt uns, dass die Natur des Verbrechens über Zeitalter und Kulturen hinweg beinahe unveränderlich zu sein scheint. Yıldız Karasu, Hauptkommissarin der Berliner Polizei, und ihr Stellvertreter Tobias Becker müssen einen rätselhaften Serienmord im Berliner Pergamonmuseum aufklären und stoßen bei ihren Ermittlungen auf uralte Geheimnisse, die das Leben von zahlreichen Menschen zerstören können. Ein kriminologisches Abenteuer, das sich von den Straßen Berlins bis nach Bergama in Anatolien erstreckt. Als sich dann auch noch eine längst vergessen geglaubte Figur zu Wort meldet, steigt nicht nur bei den beiden Ermittlern die Spannung.

      Das Land der verlorenen Götter2024
      5,0
    • Bir Ask Masali

      • 256 Seiten
      • 9 Lesestunden

      ÖZGÜRLÜK YOKSA AŞK DA YOKTURAsla sevdiğin insanın gardiyanı olma…Bir varmış bir yokmuş, dünyada acayiplikler çokmuş. Bir gece beş farklı ülkede, beş prens aynı rüyayı görmüşler: Bir genç kız, kadim bir kentin alacakaranlık sokaklarında ışıktan bir güzellik halinde dolaşıyormuş. İşte o kızı gördükten sonra, artık ne eski hayatları kalmış ne de eski hakikatleri.Ahmet Ümit’ten insanlığın en yüce duygusu olan aşkın doğasına dair bir hikâyat.“Bir Aşk Masalı”, beş prensin sevda uğruna revan oldukları bir yol ve hal macerası. Kaf Dağı’ndan ıssız çöllere, ücra hanlardan savaşçı kabilelerin çadırlarına, devlerden denizkızlarına, balinalardan devasa yılanlara, cümle tabiatın ve mahlukatın geçiş yaptığı bir hayal perdesi.“Yolculukların en çilelisi aşk için yapılandır. Ve zorluk ne kadar artarsa aşk o kadar kıymete biner, o kadar anlam kazanır, o kadar vazgeçilmez bir hal alır…”

      Bir Ask Masali2022
      3,2
    • 50 Finds From Kent

      • 96 Seiten
      • 4 Lesestunden

      A range of fascinating archaeological finds from the portable antiquities scheme, this time in Kent.

      50 Finds From Kent2021
      4,5
    • Tanrılar kurban istediğinde, seçilecek birileri hep vardır ... Berlin Emniyet Müdürlüğüʼnün cevval başkomiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, göçmenlerin, işgal velerinin ve sokak sanatçılarının renklendirdiği Berlin sokaklarından Bergamaʼya uzanan bir macerada, hayatı ve insanları yok etmeye muktedir sırların peşinde bir dizi cinayeti çözmeye çalışıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında sürpriz bir ismin olaya dahil olmasıyla heyecanın dozu gitgide artıyor.

      Kayip Tanrilar Ülkesi2021
      4,2
    • Beyoglu Rapsodisi

      • 456 Seiten
      • 16 Lesestunden

      Dostluk… Üç farklı yaşam tarzının birleştiği bir nokta Orta yaşı geride bırakmış, tüm yaşamları Beyoğlu’nda geçmiş üç arkadaş; Selim, Kenan ve Nihat. Selim’in ağzından dinlediğimiz hikâyede üç arkadaşın, Kenan’ın ölüm deneyiminin ardından değişen hayatları ele alınıyor. Hayatını –yeniden– anlamlı kılmak için çırpınan Kenan, içine girdiği çukurun farkında değildir. Beyoğlu’nda bir gayya kuyusu Beyoğlu Rapsodisi yıllarca çekilmiş birçok fotoğrafın üst üste geçmiş bir hali adeta, sürekli kendini yenileyen Beyoğlu’nun santim santim çekilmiş dinamik bir panoraması. Ahmet Ümit İstiklal Caddesi’nin orta yerinde duran, üstünden atlayıp geçtiğimiz, sırlar ve acılarla dolu bir gayya kuyusunu başarıyla tasvir ediyor.

      Beyoglu Rapsodisi2019
      3,8
    • Kar Kokusu

      • 296 Seiten
      • 11 Lesestunden

      Dünya fikirlerle bölünmüş bir halde. Derin bir şüphe, korku, ajanlar, köstebekler, yasaklanmış fikirler… Hayallerinin ülkesinde acı bir gerçekle karşılaşan idealist insanlar. Devrim hayallerinin ısıtmaya yetmediği bir soğuk savaş… Karlar içinde biblo güzelliğinde bir şehir. Kendilerini kanlı bir serüvenin içinde bulan Türkiyeli devrimciler… Açık pencerelerden içeri kar kokusu sızıyor. Ahmet Ümit’in klasikleşmiş ve otobiyografik öğelerle bezeli polisiye romanı Kar Kokusu, Türkiye’nin en karanlık günlerinde, tüm devrimcilerin cennet gözüyle baktığı Moskova’da geçiyor. Usta yazar bir yandan dönemin keşmekeşine ışık tutuyor, bir yandan da nefes nefese bir gerilimin ortasında okura sürükleyici bir deneyim yaşatıyor.

      Kar Kokusu2019
      3,6
    • Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm. Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır. Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim. Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim. Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan. İnsanın insanı öldürdüğü o ilk ânı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim. Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar. İşte bu yüzden geri döndüm…

      Kirlangic Cigligi2018
      4,2
    • Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? "Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

      Elveda Güzel Vatanim2015
      4,1
    • When pera trees whisper

      • 440 Seiten
      • 16 Lesestunden

      In the fast-paced novel When Pera Trees Whisper, the Gezi Park Resistance plays an important part in the story, taking readers to the legendary places in Istanbul that had a dramatic role in this massive uprising in Turkey’s very recent history. Darkness… Darkness made much heavier by the cold. From a distance, songs reach his ear, the jovial shrieks of women, exaggerated drunken wails. Someone is cursing, perhaps to the heavens. Perhaps someone is sobbing, and just maybe someone is dying in the midst of this cacophony, this uproar. He doesn’t give a damn. He’s shed it all off; there’s just the rage… He walks without knowing where he is going, engulfed by hatred. That green-eyed monster, jealousy, has clutched his heart in its steely claw and is squeezing away. Women, says a voice from the depths of his consciousness… Women. You cannot play around with them. You think you are playing with them but then the next thing you know, you’ve become the toy. In the street appear the faces of the women he’s had in his life. Their images fall at his feet one by one. All of them with heads hung and eyes filled with grief... All of them heartbroken. He brushes it off, passing over and stepping on them like puddles, but the images fall onto the ground once again. Women, the voice says again. You can never escape them; their spirits will haunt you for the rest of your life...

      When pera trees whisper2014
      4,1
    • Sultanı Öldürmek

      • 517 Seiten
      • 19 Lesestunden

      Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi, harcanmış bir ömrün ve şanlı bir aşkın öyküsüdür. Müştak Serhazin, Serhazinlerin son temsilcisi olarak, dört günlük tuhaf bir serüvene atılır. Öldürülmüş bir tarih profesörünün elinde, Fatih Sultan Mehmed’in tuğrasını taşıyan bir mektup açacağı vardır. Bu bir aşk cinayeti mi, yoksa “Ulu Hakan”ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin imparatorluğa dönüşüm sürecinde yaşanan zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk sunulmaktadır. Bu yolculuk boyunca, tarih ve tarihçilerin anlatımları arasındaki o kadim soru sürekli yankılanır. Fatih Sultan Mehmed, iki karanın ve iki denizin hâkimi olarak, Kostantiniyye’yi fetheden padişahtır. Farklı dinlerden ve dillerden yeni bir millet yaratma arzusuyla yanıp tutuşan bir hükümdar olarak, orduları uçsuz bucaksız ovalarda at koşturur. Kılıç sesleri, savaş naraları ve korku çığlıkları arasında şehirler düşer, devletler yıkılır. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar, ecel şerbetini içerek hayata veda eder. Fatih Sultan Mehmed’in şüpheli ölümü, iki şehzadesi arasındaki kanlı çatışma ve sarayın bölünmesi, halkın bilgisizliğiyle birleşir. Unutulan cansız bedeni, tarihin karanlık köşelerine sürüklenir.

      Sultanı Öldürmek2012
      3,8
    • Das Derwischtor

      Kriminalroman

      Der meistgelesene Krimiautor der Türkei! »Blut war auf dem Stein, der Vollmond am Himmel, der Geruch von Erde im Garten...«. Die Recherche zu einem mysteriösen Hotelbrand führt die junge Versicherungsinspektorin Karen Kimya Greenwood geradewegs in die Heimatstadt ihres Vaters, die zentralanatolische Stadt Konya, Zentrum des berühmten Sufi-Ordens. Vom ersten Moment an gerät sie in einen Strudel aus Geheimnissen, Mystik und Intrigen, die sich über mehr als sieben Jahrhunderte erstrecken, bis zu dem über sieben Jahrhunderte zurückliegenden Mord an Shams-e Tabrizi, dem Lehrmeister des berühmten Sufi-Meisters und Poeten Rumi. Ein Meilenstein der türkischen Krimiliteratur.

      Das Derwischtor2011
      3,6
    • Istanbul, die unbezähmbare Stadt zwischen zwei Kontinenten. Ein magischer Ort, wo Geschichte geschrieben wurde und sich noch heute unzählige Geschichten ineinander verweben. Kaum einer kennt ihn so gut wie Nevzat, Oberinspektor des Morddezernats. Und kaum einer leidet an ihm wie er, dessen Frau und Tochter dort Opfer eines Verbrechens wurden. Und doch wird er hinzugezogen, als an der Atatürk-Statue eine Leiche gefunden wird. Das Opfer, Professor für Kunstgeschichte, war anerkannt in Istanbuls intellektuellen Kreisen. Ebenso wie seine Exfrau Leyla, Museumsdirektorin im legendären Topkapı Palast. Kurz darauf wird eine zweite Leiche gefunden. Wieder an einem von Istanbuls Wahrzeichen. Und die Serie reißt nicht ab. Sieben Leichen an sieben historischen Stätten – und nur ein einziger Faden scheint die Fälle miteinander zu verbinden: die jahrtausendealte Geschichte einer der geheimnisvollsten und faszinierendsten Städte der Welt ...

      Die Gärten von Istanbul2010
      4,2
    • Patasana

      • 416 Seiten
      • 15 Lesestunden

      Ein deutsch-türkisches Archäologenteam macht im Südosten der Türkei einen sensationellen Fund: 2700 Jahre alte Tontafeln aus der Zeit der Hethiter, auf denen die Vernichtung eines ganzen Volkes beschrieben wird. Während der Ausgrabungen erschüttern Morde die Region. Für Esra, die junge Leiterin, sind es Fundamentalisten, die Grabungen an heiligen Orten verhindern wollen. Oder steckt die kurdische Guerilla dahinter? Und was hat der deutsche Archäologe mit den Fällen zu tun? Ahmet Ümits packender Krimi erzählt in zwei parallel verlaufenden Handlungssträngen von Liebe und Verrat, von Licht und Schatten der menschlichen Seele – in Geschichte und Gegenwart.

      Patasana2009
      3,9
    • Kavim

      Roman - 12. Baskı

      • 382 Seiten
      • 14 Lesestunden
      Kavim2006
    • Ninatta'nın bileziği

      • 112 Seiten
      • 4 Lesestunden

      Anadolu'nun kalbinde yeryüzünün ilk büyük imparatorluğu: Hititler... Açgözlü kralların toprak hırsı. Kanla yazılan bir tarih. Yeryüzünün ilk büyük savaşı Kadeş. Umarsız bir sevda. Aşkını günah gibi yaşayan genç bir kadın. Tanrıların lanetlediği insanlar. Uğradığı lanetin bedelini savaşla ödeyen bir adam. Acımasız bir dünyada, aşkın derme çatma kalesine sığınmış iki insan... Yıllar öncesinden gelen bir çığlık... Savaşa karşı bir haykırış."Hoş geldin, ey, uzak yolların yolcusu,ey güzel haberlerin müjdecisi,ey omuzlarında yılların bilge yorgunluğunu,gözlerinde bilinmezin heyecanını taşıyan kişi,yaşlı ülkeme, Hattilerin bin Tanrılı toprağına, güzel Hattuşa'ya hoş geldin...Hastalanmış mutluluğa, uzun ömürlü kedere, sona erdireceğin yasıma hoş geldin.Öksüz sokaklara, kimsesiz meydanlara, boynu bükük evime, hoş geldin.Seni bekliyordum.Uzun geceler, uzun günler boyunca,neşeli baharlar, doygun yazlar, yorgun sonbaharlar, kavruk kışlar boyunca, uzun, çok uzun yıllar boyunca.Hoş geldin."

      Ninatta'nın bileziği2006
      4,0
    • Masal Masal Icinde

      • 144 Seiten
      • 6 Lesestunden

      Aydınlık bir gökyüzü, parıltılı bir denizi, verimli toprakları olan güzel mi güzel bir kent varmış. Bu kenti genç bir Padişah yönetirmiş. Padişah deyip geçmeyin, bizimki, öteki hükümdarlara hiç mi hiç benzemezmiş. Ne asık suratlı ne de savaş meraklısıymış. Yalnızca halkının mutluluğunu ister, ülkesinin kalkınması için çabalar dururmuş. Ama Padişahımız’ın küçük bir kusuru varmış.

      Masal Masal Icinde2005
      4,4
    • Nacht und Nebel

      Kriminalroman. Türkische Bibliothek

      • 365 Seiten
      • 13 Lesestunden

      Mine, die heimliche Geliebte des Geheimdienstmitarbeiters Sedat, ist verschwunden. Er selbst hat bei der Aushebung eines Terroristenunterschlupfs kaltblütig auf Fliehende geschossen. Gibt es zwischen diesen beiden Ereignissen einen Zusammenhang? Sedat, der nur knapp einem Attentat entkommen ist, macht sich auf die Suche. Sie führt ihn in Istanbuls Künstlerszene, in die Schattenwelt der Kinderprostitution und Kleinstadtganoven. Kategorien wie »Gut« und »Böse« lösen sich auf. Das herrschende System verliert für Sedat Tag für Tag an Glaubwürdigkeit. Je näher er der Lösung des Falls kommt, desto mehr zerfällt seine Selbstsicherheit. In einem furiosen Finale bricht seine Lebenslüge zusammen.

      Nacht und Nebel2005
      3,7
    • Şeytan Ayrıntıda Gizlidir

      Öykü - 11. Baskı

      • 179 Seiten
      • 7 Lesestunden

      Gündelik yaşamın karmaşasında gözden kaçan cinayetleri öyküleştiren eser, usta edebiyatçı Ahmet Ümit’in akıcı diliyle kaleme alınmış. Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali, cinayetleri çözerken yazarın zekice kurguladığı durumların da parçası oluyor. Öykülerde, Türkiye’nin en ünlü türkücüsünün cinayet suçlamasıyla karşılaştığı bir olay dikkat çekiyor; türkücü suçunu itiraf ederken, ünlü bir deprem profesörünün alaycı açıklamaları da eleştiriliyor. Bu profesör, bir TV programında "haz"dan ölüyor. Ümit, medyatik karakterleri alaycı bir dille eleştirirken, toplumun tabularını da sorguluyor. Uyuşturucu işine bulaşmış bir polis, aldatılan bir öğretmen gibi farklı mesleklerden suçlular öykü kahramanı olarak yer alıyor. Yazar, suçlu karakterlerin motivasyonlarını anlamaya yönelik tutumunu sürdürüyor; örneğin, bir jinekoloğun işlediği cinayette işine yabancılaşmanın rolünü vurguluyor. Ahmet Ümit’in sürükleyici anlatımı, kısa öykülerde akıcılığı bozmadan her birine ayrı bir lezzet katıyor. Okuyucunun yüzünde beliren tebessüm, bu lezzetin en güzel kanıtı.

      Şeytan Ayrıntıda Gizlidir2003
      3,5
    • Kukla

      Roman - 13. Baskı

      • 470 Seiten
      • 17 Lesestunden

      "Kukla", Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran Susurluk Olayı'ndan yola çıkan bir roman. Ahmet Ümit işlenmesi zor bir konuyu ele almış; ancak Türkçesinin zenginliği, usta işi kurgusu ve yarattığı gerçekçi karakterlerle önemli bir eser ortaya çıkarmayı başarmış. Romanın ana kahramanı alkolik bir gazeteci. Okuyucu bu kahraman rehberliğinde sayfalar arasında ilerledikçe Susurluk’un üzerindeki sisin de aralandığını fark ediyor.

      Kukla2003
      3,5