"Zeyneb'le o akşam güzel bir parkta oturduk ve âşık olduk. Güzel bir parkta oturmak ve âşık olmak harika bir şeymiş. Küçük kesekâğıdından çıkardığım pişmiş kestanelerin kabuğundan kolayca ayrılan kısımlarını ona veriyor, tüylü zarını soyamadığım kırıntılarını ise kendi ağzıma atıyordum. İsimlerimizi henüz bilmiyorduk. Sorma gereksinimi de duymamıştık herhalde. Nasıl olsa öğrenecektik. Ve ben ilk başta bunu Zeynep olarak algılayacaktım. 'Yalnız sonu b ile' diye uyardığındaysa önümüzdeki senelerde ona 'Zeynebim' derken adını bozmayacak olmaktan büyük sevinç duyacaktım."
Tunc Ilkman Reihenfolge der Bücher


- 2016
- 2000
“Sen,” dedi Parla, “bir balina var, ona benziyorsun.” Onun hakkında düşündüğüm onca güzel şeye karşın beni bir balinaya benzetmiş olmasına darılmıştım. “Bu çelimsiz hlimle mi?” diye sordum imalı. “Elbette görünüş olarak demiyorum. Yalnızlık olarak…” Sonra o balinayı anlattı bana. Erkek balinalar şarkı söyleyerek eş ararlarmış. Bunu da dişi balinaların duyma eşiği olan 12-25 hertz aralığında yaparlarmış. Ancak bir erkek balina keşfetmiş denizbilimciler, şarkısını 52 hertz gücünde söylüyormuş bu balina. “Yazık, değil mi?” dedi, “Daha gür söylerse daha çok duyulur sanıyor.” Kafamla onayladım. Hliyle hiçbir dişi balina duyamıyormuş bu şarkıyı. Zavallı balina, şarkısını 33 yıldır tek başına, şu an bile söylemeye devam ediyormuş. Ona “dünyanın en yalnız balinası” adını vermişler. “Demek beni ona benzettin, öyle mi?” diye sordum Parla'ya. “Evet, senin de bir şarkın var kimsenin duymadığı. Ama...” diye ekledi, “Ben duydum işte!”