Bookbot

Aşkın Meali

Diese Serie taucht durch fesselnde Erzählungen in die tiefgründige und vielschichtige Natur der Liebe ein. Sie konzentriert sich auf menschliche Beziehungen, ihre Höhen und Tiefen und die emotionalen Landschaften, die unser Leben prägen. Leser werden die Reisen der Charaktere miterleben, wie sie Leidenschaft, Verlust und die Suche nach Sinn in ihrem Liebesleben meistern. Jeder Teil bietet eine einzigartige Perspektive auf das universelle Thema Liebe und ihre vielfältigen Ausdrucksformen.

Askin Meali II
Askin Meali, Yusuf ile Züleyha

Empfohlene Lesereihenfolge

  1. Kuyu. Zindan. Dünya. Ahiret. Kur'an'ın en güzel kıssasında dört kelime, dört kapıyı açıyor: İman, Aşk, Sadakat, Vuslat... Üç gömlek, üç yürek; Yakup, Yusuf ve Züleyha. Aşkının akıyla kuyudan, zindandan ve kadından geçti. Yakup şimdi suskun, mahzun ve hasret. Oğul gurbet, çölde akşam karanlığı iniyor. Yakup'un yüreğine hasret harları düşüyor: "Ey kalbim! Dayanmalıyız Yusuf'suzluğa." Yusuf güzellik, insanlığın edebiyatı. Züleyha'nın kapalı yüreği, bir baba kalbi kadar naçar. Züleyha'nın sevdası, Nil kadar derin. Züleyha'nın hüznü müphem; Yakup'un gözyaşları, Yusuf'a iftar. Ah Züleyha! Anlaşılmazlıkların yükü hep senin üzerindeydi. Seni anan diller, "Altı üstü bir aşk işte" diyerek aşkı küçümsedi. Yusuf'unu görmek için kaç yürek boşaldı, derin sevdalara daldı? Her dalışta binlerce vurgun yedi. Gitme Züleyha! Aşk oluyorsun, dur! Tırnakların mora çalacak, yaraların yanacak, en çok da Yusuf'unu haykıracaksın. Ağla Züleyha! Sen ağladıkça melekler çöllere yağmur duası bırakır. Vuslatın aslı hasretmiş; her hasret bir hicrete bedel. Hicretimle bedelini ödüyorum. Susalım. "Rabbim, göz verdin; gözyaşı da ver ki Yusuf'u bulmadan yitirmiş Züleyha için ağlayalım."

    Askin Meali, Yusuf ile Züleyha1
    3,9
  2. "Ben babam İbrahim'in duası, Annemin rüyasıyım." -Hz. Muhammed (s.a.v.)- "Allah isterse köle bir kadının onuru için, İbrahim ve İsmail'e Kabe'yi yaptırır." Baba oğul ileride Allah'ın evini yapacakları o seçkin toprağa, Hacer'in mezarını kazmaya başladılar. İsmail ağlaya ağlaya toprağı kazıyordu. İbrahim avuç avuç dua döküyordu çukura... İbrahim'in kederden takati kalmamıştı. Oğlu mezarın kazılmasını tamamladıktan sonra el ele kefeni defnettiler. İsmail kürekle toprak atarken İbrahim yaşlı gözlerle baktı kefenlenmiş Hacer'ine ve usulca söylendi: "Ah oğul! Sen bu mezara benim kalbimi de gömdün..." (Tanıtım Bülteninden)

    Askin Meali II2